English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

Duyuru

 

 

 

 

Bilgi Notu: Gözaltındaki Hak Savunucuları ve Katıldıkları Faaliyetler

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Basın Duyurusu, Duyurular, Genel | 0 yorum

Bilgi Notu: Gözaltındaki Hak Savunucuları ve Katıldıkları Faaliyetler

Çeşitli insan hakları kuruluşlarından temsilciler, zorlu koşullar altında yürüttükleri insan hakları savunuculuğu çalışmalarını daha güvenilir, sağlıklı, güvenli ve etkin hale getirmek için bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunmak üzere 2 Temmuz 2017 Pazar günü beş günlük bir çalışma için İstanbul Büyükada’da bir araya gelmiştir. 5 Temmuz Çarşamba günü, sabah saat 10 sularında bir ihbar olduğu iddiasıyla polis tarafından baskın yapılmış ve çalışmaya katılan insan hakları savunucuları Veli Acu, Özlem Dalkıran, Nalan Erkem, İdil Eser, Ali Gharavi, Günal Kurşun, Şeyhmus Özbekli, Peter Steudtner, Nejat Taştan, İlknur Üstün gözaltına alınmıştır.

Gözaltı sürecinde yaşananlar aşağıda özetlenmiştir:

  • Baskın sırasında el konulan bilgisayar, cep telefonları ve sair bilişim cihazının el konulduğu sıradaki mevcut içeriklerini (imajlarını) tespit etmeye yönelik hiçbir işlem yapılmamıştır.
  • Polis insan hakları savunucularının gözaltına alındığına dair kimseye bilgi vermemiş, yakınlarına veya avukatlarına haber vermelerine de izin vermemiştir.
  • Gözaltına alınmış oldukları 5 Temmuz akşam saatlerinde şans eseri ortaya çıkmıştır. Gözaltı tutanağında gözaltına alınma saati 14:30 olarak gözükmektedir.
  • Gece yarısına doğru, gözaltına alınanlardan sekizinin Anadolu yakasındaki farklı karakollara ikişerli gruplar halinde dağıtıldığı söylenmiş, ancak tam olarak nerede tutuldukları açıklanmamıştır.
  • Gözaltına alındıktan yaklaşık 30 saat sonra, 6 Temmuz Perşembe günü 14:30 sularında, yakınlarına haber vermeleri için nihayet izin verilmiştir.
  • Büyükada’da tutulmaya devam eden iki insan hakları savuncusu dışında, diğer arkadaşlarımızın hangi karakollarda tutuldukları, hangi isnatla gözaltına alındıkları ve dosya üzerinde kısıtlama kararı bulunduğu ancak o saatten sonra öğrenilebilmiştir.
  • Kısıtlılık kararı sebebiyle, avukatlar, isnat edilen suçlama hakkında karakollarda şifahi ve yazılı bir bilgi alamamışlar, ziyaretleri için hazırlanan tutanaklarda “terör” ibaresinin yazıldığını tespit edebilmişlerdir.
  • Gözaltı süresi, yedi gün olarak tesbit edilmiş ve bu süre resmi kayıtlara göre 5 Temmuz saat 14:30’dan itibaren işlemeye başlamıştır.
  • Halen de, soruşturma dosyasının üzerinde gizlilik (kısıtlılık) kararı bulunmaktadır. Dolayısıyla, insan hakları savunucularının, gözaltına alınmalarına gerekçe olacak hangi kanıtlarla, ne tür bir suç isnadıyla gözaltına alındıkları belli değildir.
  • Yedi günlük gözaltı süresinin uzatılmaması durumunda, gözaltına alınan arkadaşlarımız en geç 12 Temmuz Çarşamba günü 14:30’dan önce ifade ve savunmaları üzere adliyeye sevkleri beklenmektedir.

Dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen, sosyal medya ve merkez medyada, gözaltına alınanlara karşı masumiyet karinesi ve gizlilik kararı apaçık ihlal edilerek ve iftira suçu işlenerek fütursuzca bir karalama kampanyası yürütülmektedir. Birtakım medya organları, yıllardır tüm çalışmaları meşru ve aleni olan, yasal kurumlar çerçevesinde faaliyetler yürüten insan hakları savunucularının “casusluk” yaparak hükümete karşı bir komplo kurmak amacıyla gizli olarak toplandıklarına dair yalan ve temelsiz ithamları gözaltına alındıkları günden itibaren her gün ısrarla sürdürmektedirler.

Bu bilgi notu, tümüyle meşru ve yasal olarak düzenlemiş bulunan bu toplantının arka planını, amacını, katılım profilini ve içeriğini anlatmak üzere hazırlanmıştır.


Toplantının Arka Planı ve Gerekçesi: İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneğinin kurucusu ve üyesi olduğu İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) 7–9 Nisan 2017 tarihinde Antalya’da düzenlediği olağan, yıllık paylaşma ve planlama toplantısında, insan hakları savunucularının güçlendirilmesine yönelik olarak bir dizi eğitim seminerinin gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştı. İnsan hakları savunusunu güçlendirmeye yönelik çalışma ve yayınlar, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de yapılmaktadır. Bu minvalde İHOP, İHOP’un kurucusu ve üyesi olan kurumların, hak temelli çalışan sayısız kuruluşun birçok çalışması bulunmaktadır.

İnsan hakları savunucularının çalışma, iletişim ve bilişim güvenliği alanında kapasitelerinin arttırılması son dönemlerde sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok yaygındır. Günümüzdeki hızlı ve yoğun iletişim çağında, bu ihtiyaç sadece insan hakları alanına mahsus olmayıp, hemen her sektörde çalışmalarını titizlik ve güvenilirlikle ve güven içerisinde yürütmeye özen gösteren tüm kişi ve kuruluşlar bakımından giderek önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, insan hakları savunucuları, bağlı bulundukları ilkelere hassasiyetle sadakati gereği, gerçek dışı ve manipülatif bilgi ve haberler konusunda tedbirli olmak, çalışmalarını sağlıklı, güvenilir ve etkin şekilde sürdürmek konusunda yetkinliklerini arttırmaya önem vermektedirler. İnsan hakları kurumları da çalıştıkları ve haklarını savundukları kişilerle ilgili (mültecilerden şiddete uğramış kadınlara, istismar edilmiş çocuklardan işkence mağdurlarına) şahsi, hassas bilgileri özenle koruma mesuliyetini de taşımaktadırlar. Bu durum onların dijital dünyanın tehdit ve risklere karşı tedbirli davranmasını gerektirmektedir. İnsan hakları alanında faal kişi ve kurumlar, çalışmalarının bütüncül manada güvenilirliğini ve güvenliğini sağlamaya yönelik olarak, muhtelif eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları da yürütmektedirler. Nitekim söz konusu atölye çalışması da, bu minvalde düzenlenen birçok çalışma ve yayın gibi, zorlaşan şartlar karşısında insan hakları savunusunun salimen sürdürülebilmesini, hak savunucuları ve savunulan kişilerin güvenliğini koruyarak desteklemeyi öngörmekteydi.

Türkiye’de dijital güvenlik konusu daha çok tüketicinin haklarının korunması doğrultusunda gelişmiştir. Tüketicilere yönelik olarak geliştirilmiş bu birikimin hak temelli örgütlerin ihtiyacını karşılamaktan çok uzak olduğu da bir gerçektir. Hak temelli örgütler ise, çalışmalarını, günümüz dijital iletişim çağında şart haline gelmiş olan web ve iletişim güvenliğinden, tekil insan hakları savunucusunun esenliğinin sağlanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede, yani bütüncül bir yaklaşım perspektifiyle güçlendirmek ihtiyacı içindedirler. Nitekim dünyanın her yerinde insan hakları örgütleri de dâhil olmak üzere sivil toplum alanının her kesiminde ve ayrıca hassas gruplara hizmet veren kamu kurumlarınca da bütüncül perspektifteki bu tür kapasite arttırma çalışmalar günden güne artmaktadır.

Kaldı ki, Türkiye Hükümeti de günümüz teknolojisinin dijital güvenlik ve veri güvenliği konusunda karşımıza çıkarabileceği risklere yönelik tedbir almak amacıyla 2016 yılında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısını TBMM’ye sunmuş ve tasarı 24 Mart 2016 tarihinde kanunlaşmıştır. Hükümetin tasarıda yer verdiği genel gerekçe, çağımızda insan haklarının korunması bilincinin gelişmesine paralel olarak, verilerin korunmasının da önemini belirterek bilgilerin istismar edilme riskine karşı veri güvenliği konusunda tedbir almanın ne kadar elzem olduğunu vurgulamıştır. Hem özel sektör hem de kamu kurumlarının farkında olduğu ve tedbir aldığı bu risklere karşı, sivil toplum örgütlerinin de güvenliklerini sağlayacak girişimlerde bulunması normaldir.

Toplantının Düzenlenme Süreci: Çalışmanın hazırlıkları, İHOP toplantısının ardından iki hafta sonra başlatıldı. Faaliyet, katılımcıları davetle belirlenen bir toplantıda uyulması gerekli kanun ve mevzuata tamamen uygun bir şekilde gerçekleştirildi. Hazırlıklar, İHOP’un anılan toplantısında öngörülen çerçevede, toplantıya katılan üyelerimizin bilgisi dahilinde ve gönüllülük temelinde inisiyatif ve sorumluluk alan arkadaşlar tarafından yürütülmüştür.

Bu itibarla, toplantının ana amacı doğrultusunda, yani insan hakları örgütleri bünyesinde bu bütüncül yaklaşım kapasitesinin oluşturulabilmesi için, atölye çalışmasında kolaylaştırıcılık konusunda destek almak üzere, Türkiye ve uluslararası insan hakları camiasının yakından tanıdığı, konusunda muteber, yetkin ve güvenilir seçenekler değerlendirildi. Bu alanda faaliyet gösteren Frontline Defenders, ve aynı şekilde, bir çok saygın örgütte çalışmış, ilgili alanda tecrübeli, itibarlı, bağımsız uzman ve danışmanlardan böyle bir çalışmaya destek verebilecek kimlerin uygun olduğu istişare edilerek değerlendirildi.

Değerlendirmeler ışığında, kolaylaştırıcılık görevi için, Yurttaşlık Derneği’nin (o zamanki adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği — hYd) 2000–2004 yılları arasında yürüttüğü İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktikler Projesi’nden beri tanıya geldiği ve kolaylaştırıcılığından yararlandığı, ve bunlara ek olarak zaman planlamasını bizim hazırlıklarımıza göre değiştirebilecek olan Ali Gharavi ve bilhassa zor zamanlarda stresle baş etme konusunda derin tecrübeye sahip Peter Steudtner ile çalışılmasına karar verildi. Özgeçmişlerine ilişkin daha ayrıntılı bilginin ekte sunulduğu bu iki uzmandan Ali Gharavi, 2004 yılında Center for Victims of Torture ve hYd işbirliğinde Ankara’da gerçekleştirilen ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtım Fonu’nun da 300 bin USD tutarında eş-finansman desteği sağladığı İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktikler Uluslararası Sempozyumu’nu düzenleyen çekirdek ekibin Bilişim Teknolojileri (IT) uzmanlığını da yapmıştır. Bütüncül yaklaşım çerçevesinde birbiriyle ilişkili farklı konular içeren ve bir kısmı da eğiticilerin eğitimine ayrılan 5 günlük kapasite geliştirme çalışmasının gerektirdiği üzere, programa eş kolaylaştırıcı olarak Peter Steudtner’in katılması kararlaştırılmıştır. Steudtner, bilhassa şiddetsizlik ve insan hakları savunucularının ve faaliyetlerinin esenliği alanında Filistin, Angola ve Mozambik’ten hak örgütleriyle çalışmalar yürütmüş, Ali Gharavi ile birlikte insan hakları savunucularına destek veren sivil inisiyatifin içinde yer almaktadır.

Sonuçta bu eğitim, dünyanın herhangi bir yerinde düzenlenecek olsaydı, ki bu pek çok kez gerçekleşmiştir, Ali Gharavi ve Peter Steudtner, kolaylaştırıcı olarak yine başvurulacak insan hakları savunucusu uzmanlar arasında sayılmaktadır. İhtiyaç duyan insan hakları savunucusu kişi ve kurumlara ve hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerine, kendi özgün uzmanlıkları çerçevesinde destek ve kolaylaştırıcılık sağlamaktadırlar. Kolaylaştırıcılık desteği verdikleri her türlü çalışmada, aşağıdaki etik ilkelere bağlı olarak çalışır ve katılımcıların da aynı ilkelere bağlı kalmasını beklerler. Bu ilkeler, insan haklarına saygı; şiddetsizlik (non-violence); zarar vermemek (Do No Harm); çalışmalarında kolaylaştırıcılık rolü üstlendikleri insan hakları savunucularının ve örgütlerinin herhangi bir biçimde örgütsel yapıları veya çalışma gündemlerine yön vermemek ve müdahalede bulunmamak ve kolaylaştırıcılık desteği sunulan kurumların ve etkinliklerin, faaliyetin gerçekleştirildiği ülkenin yasalarına riayet etmektir.

Nihai Katılımcılar: Atölye çalışması olarak planlanan bu toplantı, öncelikli olarak İHOP’un kurucusu ve üyesi olan kuruluşlardan katılımı öngörmüştür. Katılabilecek ve katılamayacak olanların tespitiyle, hak temelli çalışan sair sivil toplum örgütlerinden de az sayıda davetle katılımcılar belirlenmiştir.

Türkiye’nin en köklü insan hakları örgütleri arasında yer alan ve hak ve özgürlükler, barış, demokratikleşme, çoğulculuk alanlarında hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde çalışan Yurttaşlık Derneği’nden (eski adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği) avukat Nalan Erkem ile aynı zamanda Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesinin kurucusu ve eski koordinatörlerinden olan Özlem Dalkıran;

Bağımsız kadın örgütlerinin oluşturduğu bir platform olan Kadın Koalisyonunun koordinatörü, yine Avrupa Kadın Lobisi Türkiye koordinatörü ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yayınları ve çalışmalarıyla tanınan İlknur Üstün;

Uzun süredir sivil toplum alanında profesyonel olarak çalışan ve son olarak 2016 yılından beri Uluslararası Af Örgütü Türkiye direktörlüğünü yapan İdil Eser;

Her türlü şiddeti kategorik olarak reddeden İnsan Hakları Gündemi Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Günal Kurşun ve Veli Acu;

Türkiye İnsan Hakları Vakfı kurucularından ve halen ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları ve farklılıklara saygının geliştirilmesi ve demokratik bir toplumun yaratılması için izleme ve raporlama çalışmaları yürüten Eşit Haklar İçin İzleme Derneği Koordinatörü Nejat Taştan;

Mazlum-Der’in eski üyelerinden ve şimdi Hak İnisiyatifi bünyesinde Diyarbakır’da çalışmalar yürüten stajyer avukat Muhammed Şeyhmus Özbekli.

Tarihin Belirlenmesi: Bu çalışmaya katılmak isteyenlerin kendi faaliyet takvimleri arasındaki uyumsuzluklar ve Ramazan Bayramı nedeniyle, Haziran ayında yapılması arzu edilen toplantı Temmuz ayı başına ertelenmiştir. Yaz aylarının çalışmaya uygun olmaması ve daha uzun bir ertelemeye mahal vermemek için, nihayetinde 2–7 Temmuz tarihleri üzerinde uzlaşılmıştır.

Çalışma Yerinin Belirlenmesi: Faaliyetin gerçekleştirileceği yer seçiminde hem maliyet, hem ulaşım kolaylığı hem de programın içeriğine uygun olarak stresten ve trafikten uzak olması değerlendirilmiştir. Bolu, İstanbul merkezi ve Şile gibi çok sayıda seçeneğin arasından katılımcıların da talebiyle Büyükada seçilmiştir. Toplantı organizasyonunun Büyükada’da yapılmasının yukarıdakilerden başkaca özel hiçbir nedeni olmadığı gibi, Büyükada’da toplantı yapmakta herhangi bir sakınca olacağı düşünülmemiştir.

Kaynak sağlanması: Örgütlerin öz kaynakları yeterli olmadığı, proje sözleşmeleriyle bağlı kaynakların da proje dışı faaliyetlerde kullanılması mümkün olmadığından, bu çalışmanın masraflarının karşılanması için kaynak arayışına girilmiştir. Katılacak uzman kolaylaştırıcılar bu kaynak için uluslararası bir kalkınma kuruluşu olan HIVOS’a başvurabileceklerini belirtmişler ve bu kabul görmüştür. HIVOS bu kaynağı uygun harcama belgelerinin ibrazı ve incelenerek kabulü sonucunda sağlamayı kabul etmiştir.

Toplantının ilk iki günü: Üçüncü gününde polis baskını düzenlenen toplantının ilk iki gününde, özellikle son iki yılda ülkede tanık olduğumuz şok edici ve şiddetin tırmandığı ortamın insan hakları savunucuları üzerindeki etkileri ve savunucuların bununla nasıl baş edebilecekleri konusu aynı zamanda sosyal psikolog olan Peter Steudtner tarafından, sivil toplum örgütlerinin web siteleri üzerinde yaygınlaşan nefret temelli saldırılar karşısında web güvenliğinin nasıl sağlanacağı da Ali Gharavi tarafından ele alınmıştır.


Bu bilgi notu aşağıdaki insan hakları örgütleri tarafından hazırlanmıştır.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
Hak İnisiyatifi
İnsan Hakları Derneği
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği


(1) Bu konuda çıkan spekülatif haberler için bkz. http://www.aksam.com.tr/guncel/buyukadada-2-gezi-toplantisi/haber-640432 ve http://www.aksam.com.tr/guncel/ii-gezi-icin-harita-uzerinde-plan/haber-640696

(2) Bakanlar Kurulu’nun 4 Ocak 2016’da kararlaştırdığı ve 18 Ocak 2016 tarihinde TBMM’ye sunulan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve gerekçe için bkz. https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem26/yil01/ss117.pdf
Ayrıca kanun metni için bkz. 
http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6698.pdf

(3) Hivos hakkında detaylı bilgi için bkz. https://hivos.org

Rights-Based Organizations from Five Continents Called for Release of Rights Defenders in Turkey

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Rights-Based Organizations from Five Continents Called for Release of  Rights Defenders in Turkey

Call for the immediate release of leading human rights defenders in Turkey

To the Government, Ministry of Interior and Ministry of Justice of Turkey,

We are writing to you to express our profound dismay at the continued detention of ten human rights defenders and to call for their immediate release.

These ten human rights defenders were detained by police in Istanbul on 5 July while attending a training workshop. Two of them were experts from outside the country providing the training. The group were held without access to lawyers and relatives for over 24 hours and their detention was extended for seven days without charge.

The individuals in custody are members of well-known NGOs and some of the most prominent human rights defenders in Turkey and other countries. Their detention constitutes violations of the rights to freedom of expression and association.

Most obviously, this incident runs contrary to the rights protected under the UN Declaration on Human Rights Defenders ( http://www.ohchr.org/Documents/Issues/Defenders/Declaration/declaration.pdf )

We therefore call for these rights to be immediately realised and for these colleagues to be released without any delay.

List of the detained human rights defenders:

  • Idil Eser, Amnesty International Turkey;
  • İlknur Üstün, Women’s Coalition;
  • Günal Kurşun , lawyer, Human Rights Agenda Association;
  • Nalan Erkem, Lawyer, Citizens Assembly;
  • Nejat Taştan, Equal Rights Watch Association;
  • Özlem Dalkıran, Citizens’ Assembly;
  • Şeyhmuz Özbekli, lawyer, Right Initiative;
  • Veli Acu, Human Rights Agenda Association;
  • Ali Gharavi — an IT consultant
  • Peter Steudtner — a non-violence and well-being trainer

     Signatories

  1. Abuelas de Plaza de Mayo, (Plaza de Mayo Anneleri) Arjantin
  2. Vera Jarach, Plaza de Mayo Annesi, Arjantin
  3. Avrupa Gazeteciler Federasyonu- Fédération européenne des journalistes
  4. PEN America, ABD
  5. İfade Özgürlüğü için Kanadalı Gazeteciler — Canadian Journalists for Free Expression, Kanada
  6. Wales PEN Cymru, Galler
  7. PEN Norway, Norveç
  8. PEN UK, İngiltere
  9. The Arab Forum for Sexuality Education and Health, Filistin
  10. Canadian Civil Liberties Association (CCLA), Kanada
  11. Center for Legal and Social Studies (CELS), Arjantin
  12. CONECTAS, Breziya
  13. Due Process of Law Foundation (DPLF), ABD
  14. Fundación Memoria Historica y Social Arhgentina, Arjantin
  15. International Human Rights Group Agora, Rusya
  16. Irish Council for Civil Liberties (ICCL), İrlanda
  17. Madres de Plaza de Mayo Linea Fundadora, Arjantin
  18. Minority Rights Group International (MRG), İngiltere
  19. Human Rights Committee at the Law Society (of England and Wales) İngiltere
  20. Index, İngiltere
  21. Women’s Global Network for Reproductive Rights
  22. Fuuse, Norveç
  23. GAYa NUSANTARA, Endonezya
  24. International Planned Parenthood Federation — European Network, Belçika
  25. Women’s Global Network for Reproductive Rights (WGNRR),
  26. Peace is Loud, ABD
  27. African Women’s Network for Community management of Forests (REFACOF), Kamerun
  28. West African Network of Young Women Leaders, Senegal
  29. Federación Planificación Familiar Estatal, İspanya
  30. OPEN ASIA/Armanshahr, Afganistan
  31. Louisa Elkhomun, Echoes of Women in Africa ( ECOWA ), Nijerya
  32. PAIMAN Alumni Trust, Pakistan
  33. Niger Delta Women’s movement for Peace and Development, Nijer
  34. RESURJ Global
  35. Womankind Worldwide
  36. War on Want, İngiltere
  37. Association Ayotzinapan for HR in Mexico, İsveç
  38. Philippine Center for Islam and Democracy, Filipinler
  39. SPECTRA: Young Feminists, Ruanda
  40. VISION, Pakistan
  41. ATFD (Tunisian Association of Democratic Women), Tunus

Beş Kıtadan Hak Kuruluşları Savunucularının Serbest Bırakılması İçin Ortak Çağrıda Bulundu

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Beş Kıtadan Hak Kuruluşları Savunucularının Serbest Bırakılması İçin Ortak Çağrıda Bulundu

Beş kıtadaki hak kuruluşlarından Türkiye’de gözaltında tutulan insan hakları savunucularının derhal serbest bırakılması için çağrı:

Ülkenizde insan hakları savunucusu 10 kişinin halen devam eden gözaltıları karşısında duyduğumuz derin rahatsızlığı ifade etmek ve bir an önce serbest bırakılmaları için çağrıda bulunmak üzere yazıyoruz.

Söz konusu 10 insan hakları savunucusu, 5 Temmuz günü İstanbul’da katıldıkları bir eğitim çalıştayı sırasında gözaltına alındı. Aralarından ikisi, çalıştayda eğitim vermek üzere Türkiye dışından gelmiş uzmanlardır. Bu kişiler, 24 saatten uzun bir süre boyunca avukatları ve akrabalarıyla görüştürülmemişler ve hiçbir suçlama getirilmediği halde gözaltı süreleri 7 güne çıkarılmıştır.

Gözaltında tutulan kişiler, gerek Türkiye’de gerek başka ülkelerde iyi bilinen STK’ların üyeleri ve önde gelen insan hakları savunucularıdır. Gözaltına alınmaları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlalidir.

Ayrıca şurası son derece açıktır ki, bu olay BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’yle (http://www.ohchr.org/Documents/Issues/Defenders/Declaration/declaration.pdf) koruma altına alınan hakları çiğnemektedir.

Buradan, söz konusu hakların derhal iadesi ve meslektaşlarımızın daha fazla erteleme olmaksızın serbest bırakılması için çağrıda bulunuyoruz.

Gözaltında tutulan insan hakları savunucuları:

  • İdil Eser, Uluslararası Af Örgütü Türkiye;
  • İlknur Üstün, Kadın Koalisyonu;
  • Günal Kurşun, avukat, İnsan Hakları Gündemi Derneği;
  • Nalan Erkem, avukat, Yurttaşlık Derneği;
  • Nejat Taştan, Eşit Haklar için İzleme Derneği;
  • Özlem Dalkıran, Yurttaşlık Derneği;
  • Şeyhmus Özbekli, avukat, Hak İnisiyatifi;
  • Veli Acu, İnsan Hakları Gündemi Derneği ;
  • Ali Gharavi — Bilişim teknolojisi strateji danışmanı
  • Peter Steudtner — Ş iddete dayalı olmayan eylem ve refah eğitimcisi

    İmzacılar

    1. Abuelas de Plaza de Mayo, (Plaza de Mayo Anneleri) Arjantin
    2. Vera Jarach, Plaza de Mayo Annesi, Arjantin
    3. Avrupa Gazeteciler Federasyonu- Fédération européenne des journalistes
    4. PEN America, ABD
    5. İfade Özgürlüğü için Kanadalı Gazeteciler — Canadian Journalists for Free Expression, Kanada
    6. Wales PEN Cymru, Galler
    7. PEN Norway, Norveç
    8. PEN UK, İngiltere
    9. The Arab Forum for Sexuality Education and Health, Filistin
    10. Canadian Civil Liberties Association (CCLA), Kanada
    11. Center for Legal and Social Studies (CELS), Arjantin
    12. CONECTAS, Breziya
    13. Due Process of Law Foundation (DPLF), ABD
    14. Fundación Memoria Historica y Social Arhgentina, Arjantin
    15. International Human Rights Group Agora, Rusya
    16. Irish Council for Civil Liberties (ICCL), İrlanda
    17. Madres de Plaza de Mayo Linea Fundadora, Arjantin
    18. Minority Rights Group International (MRG), İngiltere
    19. Human Rights Committee at the Law Society (of England and Wales) İngiltere
    20. Index, İngiltere
    21. Women’s Global Network for Reproductive Rights
    22. Fuuse, Norveç
    23. GAYa NUSANTARA, Endonezya
    24. International Planned Parenthood Federation — European Network, Belçika
    25. Women’s Global Network for Reproductive Rights (WGNRR),
    26. Peace is Loud, ABD
    27. African Women’s Network for Community management of Forests (REFACOF), Kamerun
    28. West African Network of Young Women Leaders, Senegal
    29. Federación Planificación Familiar Estatal, İspanya
    30. OPEN ASIA/Armanshahr, Afganistan
    31. Louisa Elkhomun, Echoes of Women in Africa ( ECOWA ), Nijerya
    32. PAIMAN Alumni Trust, Pakistan
    33. Niger Delta Women’s movement for Peace and Development, Nijer
    34. RESURJ Global
    35. Womankind Worldwide
    36. War on Want, İngiltere
    37. Association Ayotzinapan for HR in Mexico, İsveç
    38. Philippine Center for Islam and Democracy, Filipinler
    39. SPECTRA: Young Feminists, Ruanda
    40. VISION, Pakistan
    41. ATFD (Tunisian Association of Democratic Women), Tunus

Menschenrechtler in der Türkei sollen sofort freigelassen werden!

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 8, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Menschenrechtler in der Türkei sollen sofort freigelassen werden!

Am Morgen des 5 Juli wurden acht Menschenrechtler und zwei Wissenschaftler bei einem Seminar, welches zum Ausbau der technischen Handlungsfähigkeit von Menschenrechtlern während des Notstands organisiert wurde, in Gewahrsam genommen.

Das Seminar fand gerade in Buyukada Island in Istanbul statt, als Polizisten in ziviler Kleidung eine Durchsuchungsaktion durchführten und alle Teilnehmer in Gewahrsam nahmen, wobei auch alle ihre persönlichen Gegenstände beschlagnahmt wurden. Die Menschenrechtler Nalan Erkem (Bürgerversammlung), İlknur Üstün (Frauenvereinigung), İdil Eser (Amnesty International), Özlem Dalkıran (Bürgerversammlung), Günal Kurşun (Menschenrechtsagenda-Vereinigung), Veli Acu (Helsinki Bürgerversammlung), Şeyhmuz Özbekli (Rechtsinitiative), Nejat Taştan (Vereinigung zur Überwachung des Gleichheitssatzes / Association for Monitoring Equal Rights) und die Experten Ali Gharavi und Peter Steudtner wurden mehr als 24 Stunden festgehalten, ohne dass sie ihren Familien, Kollegen oder Anwälten mitteilen konnten, wo sie sich befanden. Ihre Ingewahrsamnahme wurde zufälligerweise am selben Tag um 21:14 Uhr entdeckt, 12 Stunden nach ihrer Festsetzung.

Die Tatsache, dass die Familien der Menschenrechtler nicht informiert worden sind, dass keine Information über die Gefangenen verfügbar gemacht wurde aufgrund einer Informationssperre des Strafverfolgers, und dass die Umstände ihrer Ingewahrsamnahme selbst über die gewöhnlichen Regeln und Vorschriften der Notstandsgesetze weit hinaus gehen, könnte als Isolationshaft angesehen werden. Außerdem wurde die 24-Stunden-Zeitspanne, die eine Ingewahrsamnahme maximal andauern darf, gesetzwidrig ausgedehnt, indem die Zeit der Ingewahrsamnahme auf 14:30 Uhr datiert wurde, obwohl die Ingewahrsamnahme um 09:30Uhr statt fand.

Die Familien und Anwälte der Menschenrechtler wurden erst am darauf folgenden Tag, dem 6. Juli, über deren Verbleib informiert, nachdem die Gefangenen in Gruppen von zwei Personen aufgeteilt und auf unterschiedliche Polizeiwachen in ganz Istanbul verteilt worden waren. Inzwischen wurde ihre Gewahrsamszeit auf sieben Tag, dem durch die Notstandsgesetze ausgeweiteten Maximum, ausgeweitet. Die Vorwürfe ändern sich und sind sehr wage. Sie reichen von “Mitgliedschaft in einer bewaffneten terroristischen Vereinigung” bis schlicht und ergreifend “Terror”, was keinem Strafgesetzparagraphen zuordenbar ist.

Nach deren Ingewahrsamnahme wurden die Menschenrechtler und einigen Medien als “Spione” verunglimpft, die ein “Geheimtreffen” abgehalten hätten. Ihnen wurden Verbindungen zu dem versuchten Militärputsch vom 15 Juli, den Gezi-Protesten von 2013 oder der CIA angedichtet.

Es ist eine universelle Norm, dass selbst im Ausnahmezustand staatliches Handeln auf den Gesetzen fußen muss (rule of law) und diese nicht willkürlich angewendet werden dürfen. Aus diesem Grund muss das Recht auf Leben, persönliche Freiheit und Sicherheit vor staatlicher Willkür respektiert werden, genau wie das Verbot von Folter und Misshandlung.

Zum Recht auf ein gerechtes Verfahren gehört die an allererster Stelle die Unschuldsvermutung und dass die Angeklagten nicht länger als nötig in Haft bleiben dürfen, ohne dass ein unparteiischer Haftrichter darüber entscheidet.

Die acht Menschenrechtler habe ihre Leben dem Schutz der Grund- und Menschenrechte in der Türkei gewidmet. Ihre Anstrengungen haben vielen geholfen und viele inspiriert, die Grund- und Menschenrechte zu verteidigen.

Unsere Kolleginnen und Kollegen Nalan Erkem, İlknur Üstün, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu, Şeyhmuz Özbekli, Nejat Taştan, Ali Gharavi und Peter Steudtner sollen sofort freigelassen werden! Willkürlicher Druck auf Menschenrechtler in der Türkei muss sofort beendet werden!

İnsan hakları savunucularının Büyükada’da katıldıkları toplantıya ilişkin asılsız iddialar hakkında açıklama ve tekzip

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 8, 2017 içinde Basın Duyurusu, Duyurular | 0 yorum

İnsan hakları savunucularının Büyükada’da katıldıkları toplantıya ilişkin asılsız iddialar hakkında açıklama ve tekzip

İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü), İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu), Nalan Erkem (Yurttaşlık Derneği), Özlem Dalkıran (Yurttaşlık Derneği), Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Nejat Taştan (Eşit Haklar İçin İzleme Derneği), Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi), Ali Gharavi (atölye kolaylaştırıcısı), Peter Steudtner’den (atölye kolaylaştırıcısı) oluşan sekiz insan hakları savunucusu ve iki kolaylaştırıcının 5 Temmuz’da gözaltına alınmasının ardından, 5 ve 7 Temmuz 2017 tarihleri arasında çeşitli basın organlarında çıkan, Büyükada’da “gizli” bir toplantı yapıldığı yönünde haberler asılsızdır ve gerçeği hiçbir şekilde yansıtmamaktadır.

İnsan hakları savunucuları Büyükada’da rutin, insan hakları savunucularının savunuculuk yapmalarına yardımcı olacak bir destekleme ve bilgilendirme çalışma toplantısına katılmıştır. Çalışma toplantısında, isimleri yukarıda belirtilen insan hakları örgütlerinden sekiz katılımcı ve iki atölye kolaylaştırıcısı yer almıştır. Toplantıda herhangi bir kanuna aykırılık olmadığı gibi, katılımcıların gözaltına alınmalarını gerektirecek herhangi bir suç fiili de bulunmamaktadır.

Çeşitli mecralarda yayımlanan haberlerde ayrıca Gezi eylemlerine göndermelerde bulunularak kitlesel gösterilerin planlandığı ima edilmiş ve Ankara’dan İstanbul’a doğru düzenlenen “Adalet Yürüyüşü” ile bağlantılar kurulmuştur. Herhangi bir kaynak belirtilmeden ve somut bilgiye dayanmadan ortaya atılan bu iddialar tamamen uydurmadır. 

Ayrıca, haberlerde iddia edildiğinin aksine insan hakları savunucularının gözaltına alınmasına gerekçe gösterilebilecek en ufak bir delil sunulmamıştır. Haberlerde yer alan iddialar ne hukuki olarak kabul edilebilir niteliktedir ne de mantıkla bağdaşmaktadır. Bu haberleri hazırlayanların gerçeği aktarmaktan ziyade, yapılan hukuksuz gözaltılara bir kılıf uydurarak Türkiye hükümetinin sivil topluma uyguladığı baskıyı haklı çıkarmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Gözaltına alınan ve karalanmaya çalışılan kişiler kamuoyu tarafından tanınan ve yıllardır insan hakları alanındaki çalışmalarıyla bilinen son derece saygın insan hakları savunucularıdır. En temel hukuk kurallarının işlediği bir ülkede derhal serbest kalmaları gerekmektedir.

Asılsız iddiaları ve suçlamaları haber olarak sunan ve yayımlayan kişi ve kurumlarla ilgili en kısa zamanda hukuki yollara da başvuracağımızı bildirir, kamuoyunun ilgisine saygıyla sunarız.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği 
İnsan Hakları Gündemi Derneği 
Kadın Koalisyonu
Hak İnisiyatifi
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

Updated Statement on the Situation of Detained Human Rights Defenders

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 7, 2017 içinde Basın Duyurusu, Duyurular, Genel | 0 yorum

Updated Statement on the Situation of Detained Human Rights Defenders

Human rights defenders in Turkey should be released immediately!

On the morning of July 5 th , 8 human rights defenders and 2 experts were detained at a seminar organized for the technical capacity building of human rights defenders during states of emergency. The seminar was being held in the Buyukada Island in Istanbul when plain clothed police officers conducted a raid and detained all participants, confiscating all their belongings. The human rights defenders Nalan Erkem (Citizens Assembly), İlknur Üstün (Women’s Coalition), İdil Eser (Amnesty International), Özlem Dalkıran (Citizens Assembly), Günal Kurşun (Human Rights Agenda Association), Veli Acu (Helsinki Citizens Assembly), Şeyhmuz Özbekli (Rights Initiative), Nejat Taştan (Association for Monitoring Equal Rights) and experts Ali Gharavi and Peter Steudtner were held under custody for over 24 hours with a restriction order on the communication of their whereabouts to their family colleagues and attorneys. Their detention was found out accidentally at 9.14 PM of the same day, 12 hours after the detention took place. The fact that families of the detained human rights defenders were not informed about their detention, that no information was made available due to the order of restriction by the prosecutor, and the conditions of their detention went beyond standard state of emergency rules and regulations, and may amount to incommunicado detention. Additionally, the defenders were detained at 9.30 AM, whereas the detention and 24-hour restriction order were finalized at 2.30 PM, leading to an unlawfully extended detainment period.

The families and attorneys of the human rights defenders were informed of their whereabouts the next day (July 6 th ), after they had been separated into groups of two and dispersed to police stations across İstanbul. Their period of detention was extended to 7 days, the maximum amount of time under State of Emergency laws. The accusations vary and are often vague, referenced as ‘membership to an armed terror organization’ or merely ‘terror’, not a defined crime under the Turkish Penal Code.

Since news of their detainment, the human rights defenders were targeted in some media sources, where they were accused of being ‘spies’, conducting ‘secret meetings’, and links with the coup attempt of July 15 th , the Gezi protests of 2013, and the CIA were fabricated. According to universal norms, even the state of emergency rule is based on rule of law and cannot be implemented arbitrarily. Therefore, their rights to life, personal liberty and security should be respected in line with the prohibition of torture and ill-treatment. Fair trial standards dictate that presumption of innocence is paramount and the accused shall not be kept in detainment for an unreasonable amount of time without appearing in front of an impartial court. These eight human rights defenders have dedicated their lives to the protection of human rights in Turkey. Their efforts have helped and inspired many others in the defense of human rights and fundamental freedoms.

Our colleagues Nalan Erkem, İlknur Üstün, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu, Şeyhmuz Özbekli, Nejat Taştan, Ali Gharavi and Peter Steudtner should be released immediately! Arbitaty pressure on human rights defenders in Turkey should cease immediately!

Mutual Statement on the Detainment of Human Rights Defenders

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 7, 2017 içinde Duyurular | 0 yorum

Mutual Statement on the Detainment of Human Rights Defenders

Our colleague human rights defenders should be released immediately!

Human Rights Defenders Nalan Erkem, İlknur Üstün, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu, Şeyhmuz Özbekli, Nejat Taştan, Ali Gharavi and Peter Steudtnermust be released immediately!

In a planning meeting from 7-9 April 2017 in Antalya, Human Rights Joint Platform founders and members, Human Rights Association, Human Rights Agenda Association, Amnesty International Turkey, and Citizens’ Assembly, took a joint decision to organise a series of seminars for human rights defenders.

Yesterday (July 5) morning, 8 human rights defenders and 2 experts were detained at a seminar organised in line with the above-mentioned decision. Seminar organised from 2-7 July on Istanbul Buyukada Island was about techniques and methodologies for human rights defenders to better continue their work in defending human rights in times of states of emergency.

These human rights defenders who are our colleagues were first detained in the police detention centre on the Island where the seminar was taking place. Detention took place with an order of restriction by a public prosecutor that denied information from lawyers, families and colleagues about the detention and conditions of it. We learned about their detention at 21h14, hours after detention took place. Again due to this order of information restriction, we do not know about the conditions and states of our human rights defender colleagues, whether or not they are still on the Buyukada Island, whether or not they are transferred to other detention centres in the mainland Istanbul.

The fact that families of the detained human rights defenders were not informed about their detention, that no information is made available due to order of restriction by the prosecutor, current conditions of this detention seem to go beyond standard state of emergency rules and regulations, and may amount to incommunicado detention.

We are witnesses to all the positive efforts for protection of human rights and freedoms by our colleagues over the years. As we stressed time and again, defending human rights is a fundamental human right.

The families, relatives, and lawyers should immediately be well-informed on whereabouts, the conditions of and the accusations against the human rights defenders who were arbitrarily detained yesterday. According to the universal norms, even the state of emergency rule is based on rule of law and cannot be implemented arbitrarily. Therefore their rights to life, personal liberty and security should be respected in line with the prohibition of torture and ill-treatment.

Our colleague human rights defenders should be released immediately!

Human Rights Association, Human Rights Agenda Association, Womens’ Coalition, Kaos GL Association, Pink Life LGBTT Solidarity Association, Human Rights Foundation of Turkey, Amnesty International Turkey, Citizenship Association, Memory Centre, Association for Monitoring Equal Rights, Rights Initiative

İnsan Hakları Savunucularının Gözaltına Alınmasına İlişkin Ortak Açıklama

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 6, 2017 içinde Duyurular | 0 yorum

İnsan Hakları Savunucularının Gözaltına Alınmasına İlişkin Ortak Açıklama
 
İnsan Hakları Savunucuları Nalan Erkem, İlknur Üstün, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu, Şeyhmuz Özbekli, Nejat Taştan, Ali Gharavi ve Peter Steudtner derhal Serbest Bırakılmalıdır!
İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneğinin kurucusu ve üyesi olduğu İnsan Hakları Ortak Platformu’nun 7-9 Nisan 2017 tarihinde yaptığı paylaşma toplantısında, insan hakları savunucularına yönelik olarak bir dizi eğitim semineri gerçekleştirilmesi için almış olduğu ortak bir karar sonucu;
2-7 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Büyükada’da eğitim semineri gerçekleştirmek için bir araya gelen 8 insan hakları savunucusu ve 2 uzman dün (5 Temmuz 2017) öğleden önce gözaltına alındılar. Seminer, insan hakları savunucularının özellikle olağanüstü dönemlerde hak savunuculuğuna devam edebilmelerini sağlayacak tekniklerin ve becerilerin kazanılmasına yönelik bir içerikle düzenlenmiştir.
Önce Büyükada Polis Karakolu’nda tutulan insan hakları savunucuları, savcılığın verdiği kısıtlılık kararı sonucu avukatlarına, ailelerine ve arkadaşlarına haber vereme hakkından yoksun bırakıldılar. Arkadaşlarımızın gözaltına alındığını, saatler sonra, akşam 21.14’te tesadüfen öğrenebildik. Ve yine bu kısıtlılık kararı nedeniyle insan hakları savunucusu arkadaşlarımızın akıbetlerini, hala Büyükada’da tutulup tutulmadıklarını, sevk edildilerse nereye gönderildiklerini öğrenemiyoruz. İnsan hakları savunucularının gözaltına alındığının aileleri dâhil hiç kimseye bildirilmemesi, soruşturmada kısıtlılık kararı olması nedeniyle bilgi alınamaması, söz konusu göz altıların OHAL hukukunu da aşacak biçimde “gözaltında tecrit (incommunicado detention)” karakteri taşıdığını göstermektedir.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın insan hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi için gösterdikleri olumlu çabaların tanığıyız. Daha önce de defalarca vurguladığımız gibi, insan haklarını savunmak temel bir insan hakkıdır.
Keyfi bir şekilde gözaltına alınan insan hakları savunucularının nerede tutuldukları ve haklarındaki suçlamayla ve durumlarıyla ilgili bilgi ailelerine, yakınlarına ve avukatlarına bildirilmelidir. Türkiye’nin de bir parçası olduğu evrensel hukuk normlarına göre, OHAL keyfî değil aksine hukukî bir rejimdir ve bir dizi temel (çekirdek) haklar hiçbir şekilde sınırlanamaz. Dolayısıyla gözaltına alınan insan hakları savunucularının bu nitelikteki başta yaşam hakkı olmak üzere, işkence ve onur kırıcı muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarına sonuna kadar saygı gösterilmelidir.
İnsan hakları savunucusu arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!
İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararsı Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, Kadın Koalisyonu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, KAOS-GL Derneği.

April 16th 2017 Constitutional Referendum Interim Report

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Nis 14, 2017 içinde Duyurular, Election Monitoring Reports, ENGLISH, Genel | 0 yorum

April 16th 2017 Constitutional Referendum Interim Report

Referendum Interim Report

This report contains monitoring results regarding April 16th Consititutional Referendum in Turkey for the period 16 February-13 April 2017.

“The State of Emergency in Turkey, first declared on July 21st 2016 following the failed coup attempt, was extended for another 3-month period on January 19th. During the State of Emergency, 21 executive orders went into effect, 5 of which were approved by the Parliament. The executive orders have ordered the dismissal of around 150.000 civil servants, prosecution of 100.000 individuals, and detainment of 40.000 people. Additionally, 1583 civil society organizations (CSOs) were dissolved without due process, and 158 media outlets have been closed. Members of the judiciary, police, military, local governments, academia, and the business community were affected by the executive orders. The reasoning and justification for dismissals and closures were not offered, and an effective appeal opportunity was not offered.  A decision by the Constitutional Court has placed executive orders beyond the scope of its powers, and deemed the actions of the executive orders beyond opportunity to appeal.”

Barışçıl Toplanma Özgürlüğü İzleme Raporu

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Mar 14, 2017 içinde Duyurular, Genel, İzleme Raporlarımız | 0 yorum

Barışçıl Toplanma Özgürlüğü İzleme Raporu

Kullanılamaz Hale Getirilen Hak;  Barışçıl Toplanma Özgürlüğü

Adalet Bakanlığı verilerine göre TGYK şüp- heli sayısının ceza  hükmü  taşıyan özel kanunlar şüpheli toplamı içindeki oranındaki son 5 yıldaki artış dik- kat çekicidir. 2011 yılında %2,6 olan toplam şüpheliler içindeki oran 2013- 2015 yılları arasında %6’nın üzerine çıkmıştır. Adalet Bakanlığı’nın Cumhuriyet  Başsavcılıklarında  ceza   hükmü taşıyan özel kanunlar uyarınca sonuçlanan soruşturmalardaki şüpheliler hakkında verilen kararlara ilişkin verilerine göre son beş yılda toplam 116.804 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu’na muhalefetten yasal işlem yapılmıştır. Hakkında yasal işlem başlatılan 34.497 kişi (yaklaşık %30) hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

Barışçıl toplantı ve gösteri hakkına getirilen yasal sınırlamalar ve gösterilere müdahalelerdeki orantısızlık uzun yıllardır tartışma konusudur. 1983 tarihli 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu (TGYK)’nda 1998, 2002, 2003, 2008, 2010, 2014 ve 2015 yılla- rında kanunun toplam 21 maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan 7 değişiklikten 4’ü Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerinin başladığı 2005 yılından sonraki yıllarda yapılmasına rağmen uluslararası standartlara uyum sağlanamamıştır. Nisan 2015’te kamuoyunda “iç güvenlik yasası olarak” bilinen torba yasa ile  2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda yapılana değişikler  uluslararası standartlardan daha da uzaklaşılmıştır.

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile barışçıl toplanma özgürlüğünü kullanmak adate mülki idare amirlerinin inisiyatifine terkedilmiştir.

Ekim 2015-Kasım 2016 tarihinde ulaşabildiğimiz veriler üzerinden hazırladığımız rapor son bir yıldaki duruma ilişkindir.

Visit Us On TwitterVisit Us On Facebook