English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

Duyuru

 

 

 

 

Freedom of Peaceful Assembly Monitoring Report | October 2015- November 2016 | Turkey

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Kas 9, 2017 içinde Duyurular, İzleme Raporlarımız, Turkey Reports | 0 yorum

Freedom of Peaceful Assembly Monitoring Report | October 2015- November 2016 | Turkey

In Turkey, avenues for the defense of human rights and civil liberties are being increasingly inaccessible to activists, due to the increasing political polarization in the country, coupled with the
State of Emergency entering its fifth month. There are problem areas in all democratic checks and balances, from the eroding independence of the judiciary to the jailing of opposition journalists. An ongoing civil war leading to civilian curfews, spillover from the Syrian civil war, the arrest of democratically elected Parliamentarians and local authorities, and trustees appointed to local
governments are creating new sentiments in the public, and new reasons for protest. Concurrently, dissent is being suppressed in all platforms, from civil to political to economic, for the goal of national unity. Rights violations are being justified by security concerns or societal calm when plurality of thought is most direly needed. A new constitution is being proposed to the Parliament by the government, death penalty is back on the table a decade after its abolishment, and relations with the EU have come to a halt. In this environment, the right to peaceful assembly is a crucial tool
through which societal tensions can be relieved, and political speech can be expressed. However, the monitoring activities have demonstrated that freedom of peaceful assembly is being restricted with extensive force, and a double standard is applied to the right according to the political side of the protesters. As the democracy in Turkey is being reduced to majoritarianism and the ballot box, those of minority status or opinion are being stripped of internationally protected rights of expression.
During the monitoring period, AMER has established five problem areas to be addressed in

the use of freedom of peaceful assembly in Turkey.
 The national laws regulating freedom of assembly in Turkey are incompatible with
international standards.
 The discretionary powers of public authorities are too broad and overarching
 The use of excessive force by security forces is too common
 Charges directed against those detained in assemblies are exaggerated
 There is discriminatory treatment in how public authorities and security forces recognize the
right to peaceful assembly.

Click Freedom of Assembly Annual Report to read and share the report

 

Hak Savunuculuğu Temel Bir Haktır

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Eki 24, 2017 içinde Duyurular | 0 yorum

Hak Savunuculuğu Temel Bir Haktır

Haklarımızı savunma hakkı temel bir haktır. Hak savunucularının serbest bırakılmasını ve haklarındaki soruşturma ve davaların ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

Haklarımızı savundukları için insanların suçlanması, gözaltına alınması ve tutuklanması bir insan hakkı ihlalidir. O nedenle hak savunucularının serbest bırakılmasını ve haklarındaki soruşturma ve davaların ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

Duruşma, 25 Ekim 2017 Çarşamba günü saat 10:00 da İstanbul Çağlayan Adliyesinin 14 Nolu Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılacaktır.  

Kamuoyunun bilgisine sunarız.

BASIN AÇIKLAMASI_24102017

Ayrımcılık Hükmü Verilen Ombudsmanlık Başvurumuz

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Eki 11, 2017 içinde Bilgi Merkezi, Duyurular, Genel | 0 yorum

Ayrımcılık Hükmü Verilen Ombudsmanlık Başvurumuz

Bursa E Tipi Cezaevi’nden Suriye vatandaşı Mahmoud Rezzieh, derneğimize başvurarak yabancı uyruklu hükümlülerin açık cezaevlerine geçme koşullarında eşitsizlik yapıldığını belirtti. Rezzieh, “Yabancıların işledikleri suçlar nedeniyle Türk vatandaşları ile aynı kanun hükümlerine göre ceza aldıklarını, ancak cezanın açık ceza infaz kurumunda tamamlanabilmesi konusunda Türk vatandaşlarına cezanın bitimine 5 yıl kalması şartı olmasına rağmen, yabancı uyruklu hükümlüler için cezanın bitimine 3 yıl kalma şartının arandığını, bunun mahkûmlar arasında eşitsizlik yarattığını” belirtti.Derneğimiz bu mektuptan yola çıkarak Kamu Denetçiliği Kurumu’na ayrımcılık başvurusunda bulundu. Bakanlık, Ombudsman’a gönderdiği savunmada açık cezaevlerinden 295 yabancı uyruklunun firar ettiğini ve bunlardan sadece 19’unun yakalandığını belirterek, “Açık ceza infaz kurumlarında firara karşı herhangi bir engel olmadığından, firar eden yabancı uyruklu hükümlülerden yakalanan sayısının azlığı dikkate alınarak, açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında, infazların etkin bir şekilde yürütülmesi için, hükümlüler açısından farklı uygulamaların belirlendiği” ifade edildi. Farklı tedbirler alınması gerektiğini söyleyen, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun Başkanı Şeref Malkoç’un imzasını taşıyan 24 Ağustos 2017 tarihli kararda ise infazların etkin bir şekilde yürütülmesi için idare tarafından uygun görülecek başka tedbirlerin alınabileceği belirtilerek düzenlemenin anayasada yer alan “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ile birlikte “temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” bağlamında kanun önünde eşiklik ilkesine aykırılık teşkil ettiği kaydedildi. Bu nedenlerle Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin başvurusunu kabul eden Ombudsman, yönetmelikteki hükmün çıkarılması için Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasına karar verdi. Kararda Bakanlığın değişikliğinin bildirimden sonraki 30 gün içinde yaparak kuruma bilgi vermesi de istendi

Başvurumuzu ve ombudsmanlığın kararını sizinle paylaşmak istiyoruz:

Ombudsmanlık Başvurusu ESHİD

Ombudsmanlık Kararı
Ayrımcılığa Göz Yummayın!

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi Genel Yorum No. 2

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Eki 3, 2017 içinde Bilgi Merkezi, Çevirdiklerimiz, Duyurular, Others Reports | 0 yorum

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi Genel Yorum No. 2

 

 

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesinin de özel olarak teminat altına aldığı, BM Engelli Kişilerin Haklarına Dair Komite’nin “Erişilebilirlik” konulu 9. maddesini içeren 2014 tarihli 2 No’lu Genel Yorum’unu çevirdik. Erişilebilirlik, engelli bireylerin bağımsız olarak yaşamaları ve topluma tam ve eşit olarak katılmaları için bir önkoşuldur. Fiziksel çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil bilgi ve iletişime ve kamuya açık diğer tesis ve hizmetlere erişimleri olmaksızın engelli bireyler içinde bulundukları topluma katılımda eşit fırsatlara sahip olamazlar. Bu medeni hakkın içeriğini daha ayrıntılı olarak vermekte olan  Engelli Kişilerin Haklarına dair Sözleşme’nin 9. maddesinin çevirisinin çeşitli çalışma alanlarına da katkı sunacağını umuyoruz.

Gayriresmi çevirimizi Word ve PDf olarak indirebilir, paylaşabilirsiniz.

Genel Yorum No. 2 Engelli Hakları BM

Genel Yorum No. 2 Engelli Hakları BM

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi Genel Yorum No.1

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Eki 2, 2017 içinde Bilgi Merkezi, Çevirdiklerimiz, Duyurular, Others Reports | 0 yorum

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi  Genel Yorum No.1

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesinin de özel olarak teminat altına aldığı, BM Engelli Kişilerin Haklarına Dair Komite’nin “Yasa Önünde Eşit Tanınma” konulu 12. maddesini içeren 2014 tarihli 1 No’lu Genel Yorum’unu çevirdik. Bu medeni hakkın içeriğini daha ayrıntılı olarak vermekte olan ve engelli bireylerin geleneksel olarak bu haktan mahrum bırakıldıkları alanlara yoğunlaşan Engelli Kişilerin Haklarına dair Sözleşme’nin 12. maddesinin çevirisinin çeşitli çalışma alanlarına da katkı sunacağını umuyoruz.
Çevirimizi Word ve PDf olarak indirebilir, paylaşabilirsiniz.

BM Genel Yorum No.1 – Engelli Hakları Komitesi

BM Genel Yorum NO.1- Engelli Hakları Komitesi

İnsan Hakları Aktivistleri İçin Dava İzleme Rehberi

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Eyl 7, 2017 içinde Çevirdiklerimiz, Duyurular, Genel | 0 yorum

İnsan Hakları Aktivistleri İçin Dava İzleme Rehberi

Adil yargılanma hakkı, Uluslararası Medeni Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 14. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sında güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğü ilkesinin temeli olarak kabul edilmektedir.
Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme, hakkaniyete uygun yargılama ve makul süre içinde aleni yargılamayı AİHS adil yargılama hakkının temel kriterleri olarak belirler. Bu kriterler bağlamında mahkemeye erişim, masumiyet
karinesi, susma hakkı, silahların eşitliği gibi pek çok faktörün eş zamanlı göz önüne alınmasını gerektirmektedir.
Adil yargılanmaya ilişkin izleme, soruşturmanın başlangıcından yargılamanın karara bağlanmasına geçen kadar süreyi içermektedir. Soruşturma aşamasındaki
uygulamalar davanın seyrini belirleyebilecek ayrıntılar barındırabilir. Bu nedenle soruşturma aşamasına ilişkin toplanabilecek her bilgi dava gözlemcisinin
yapacağı analizi de kolaylaştıracaktır.
Pek çok uluslararası örgütün dava izlemeye ilişkin rehberi bulunmaktadır. Uluslararası Hukukçular Komisyonu tarafından yayımlanan Dava Gözlemcileri için Kılavuz (Manual for Trial Observers, the International Commission of Jurists) bunlardan bir tanesidir. Ayrıca Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Uluslararası Af Örgütü de benzer kılavuzlar yayımlamışlardır. Bu rehber, Türkiye’de dava izlemeyi hedefleyen insan hakları savunucularına ve hak temelli çalışan Sivil Toplum Örgütleri’ne (STÖ) adil yargılama standartlarının pratikte izlenmesi için yol göstermeyi hedeflemektedir. Dava gözlemi yapacak olanlar için kolaylaştırıcı olacağını düşündüğümüz örnek bir soru seti ile örnek bir dava izleme raporu rehbere ilave edilmiştir.
Dava İzleme faaliyetlerin yaygınlaşmasının bir yandan STÖ’lerin savunuculuk faaliyetlerine diğer yandan yargılama süreçlerinin evrensel ilkelere uygun hale gelmesine katkı sağlamasını umut ediyoruz.

 

Aşağıya tıklayarak dava izleme rehberimizi okuyabilir, indirebilirsiniz, paylaşabilirsiniz.

 

İnsan Hakları Aktivistleri İçin Dava İzleme Rehberi

Bilgi Notu: Gözaltındaki Hak Savunucuları ve Katıldıkları Faaliyetler

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Basın Duyurusu, Duyurular, Genel | 0 yorum

Bilgi Notu: Gözaltındaki Hak Savunucuları ve Katıldıkları Faaliyetler

Çeşitli insan hakları kuruluşlarından temsilciler, zorlu koşullar altında yürüttükleri insan hakları savunuculuğu çalışmalarını daha güvenilir, sağlıklı, güvenli ve etkin hale getirmek için bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunmak üzere 2 Temmuz 2017 Pazar günü beş günlük bir çalışma için İstanbul Büyükada’da bir araya gelmiştir. 5 Temmuz Çarşamba günü, sabah saat 10 sularında bir ihbar olduğu iddiasıyla polis tarafından baskın yapılmış ve çalışmaya katılan insan hakları savunucuları Veli Acu, Özlem Dalkıran, Nalan Erkem, İdil Eser, Ali Gharavi, Günal Kurşun, Şeyhmus Özbekli, Peter Steudtner, Nejat Taştan, İlknur Üstün gözaltına alınmıştır.

Gözaltı sürecinde yaşananlar aşağıda özetlenmiştir:

  • Baskın sırasında el konulan bilgisayar, cep telefonları ve sair bilişim cihazının el konulduğu sıradaki mevcut içeriklerini (imajlarını) tespit etmeye yönelik hiçbir işlem yapılmamıştır.
  • Polis insan hakları savunucularının gözaltına alındığına dair kimseye bilgi vermemiş, yakınlarına veya avukatlarına haber vermelerine de izin vermemiştir.
  • Gözaltına alınmış oldukları 5 Temmuz akşam saatlerinde şans eseri ortaya çıkmıştır. Gözaltı tutanağında gözaltına alınma saati 14:30 olarak gözükmektedir.
  • Gece yarısına doğru, gözaltına alınanlardan sekizinin Anadolu yakasındaki farklı karakollara ikişerli gruplar halinde dağıtıldığı söylenmiş, ancak tam olarak nerede tutuldukları açıklanmamıştır.
  • Gözaltına alındıktan yaklaşık 30 saat sonra, 6 Temmuz Perşembe günü 14:30 sularında, yakınlarına haber vermeleri için nihayet izin verilmiştir.
  • Büyükada’da tutulmaya devam eden iki insan hakları savuncusu dışında, diğer arkadaşlarımızın hangi karakollarda tutuldukları, hangi isnatla gözaltına alındıkları ve dosya üzerinde kısıtlama kararı bulunduğu ancak o saatten sonra öğrenilebilmiştir.
  • Kısıtlılık kararı sebebiyle, avukatlar, isnat edilen suçlama hakkında karakollarda şifahi ve yazılı bir bilgi alamamışlar, ziyaretleri için hazırlanan tutanaklarda “terör” ibaresinin yazıldığını tespit edebilmişlerdir.
  • Gözaltı süresi, yedi gün olarak tesbit edilmiş ve bu süre resmi kayıtlara göre 5 Temmuz saat 14:30’dan itibaren işlemeye başlamıştır.
  • Halen de, soruşturma dosyasının üzerinde gizlilik (kısıtlılık) kararı bulunmaktadır. Dolayısıyla, insan hakları savunucularının, gözaltına alınmalarına gerekçe olacak hangi kanıtlarla, ne tür bir suç isnadıyla gözaltına alındıkları belli değildir.
  • Yedi günlük gözaltı süresinin uzatılmaması durumunda, gözaltına alınan arkadaşlarımız en geç 12 Temmuz Çarşamba günü 14:30’dan önce ifade ve savunmaları üzere adliyeye sevkleri beklenmektedir.

Dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen, sosyal medya ve merkez medyada, gözaltına alınanlara karşı masumiyet karinesi ve gizlilik kararı apaçık ihlal edilerek ve iftira suçu işlenerek fütursuzca bir karalama kampanyası yürütülmektedir. Birtakım medya organları, yıllardır tüm çalışmaları meşru ve aleni olan, yasal kurumlar çerçevesinde faaliyetler yürüten insan hakları savunucularının “casusluk” yaparak hükümete karşı bir komplo kurmak amacıyla gizli olarak toplandıklarına dair yalan ve temelsiz ithamları gözaltına alındıkları günden itibaren her gün ısrarla sürdürmektedirler.

Bu bilgi notu, tümüyle meşru ve yasal olarak düzenlemiş bulunan bu toplantının arka planını, amacını, katılım profilini ve içeriğini anlatmak üzere hazırlanmıştır.


Toplantının Arka Planı ve Gerekçesi: İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneğinin kurucusu ve üyesi olduğu İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) 7–9 Nisan 2017 tarihinde Antalya’da düzenlediği olağan, yıllık paylaşma ve planlama toplantısında, insan hakları savunucularının güçlendirilmesine yönelik olarak bir dizi eğitim seminerinin gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştı. İnsan hakları savunusunu güçlendirmeye yönelik çalışma ve yayınlar, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de yapılmaktadır. Bu minvalde İHOP, İHOP’un kurucusu ve üyesi olan kurumların, hak temelli çalışan sayısız kuruluşun birçok çalışması bulunmaktadır.

İnsan hakları savunucularının çalışma, iletişim ve bilişim güvenliği alanında kapasitelerinin arttırılması son dönemlerde sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok yaygındır. Günümüzdeki hızlı ve yoğun iletişim çağında, bu ihtiyaç sadece insan hakları alanına mahsus olmayıp, hemen her sektörde çalışmalarını titizlik ve güvenilirlikle ve güven içerisinde yürütmeye özen gösteren tüm kişi ve kuruluşlar bakımından giderek önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, insan hakları savunucuları, bağlı bulundukları ilkelere hassasiyetle sadakati gereği, gerçek dışı ve manipülatif bilgi ve haberler konusunda tedbirli olmak, çalışmalarını sağlıklı, güvenilir ve etkin şekilde sürdürmek konusunda yetkinliklerini arttırmaya önem vermektedirler. İnsan hakları kurumları da çalıştıkları ve haklarını savundukları kişilerle ilgili (mültecilerden şiddete uğramış kadınlara, istismar edilmiş çocuklardan işkence mağdurlarına) şahsi, hassas bilgileri özenle koruma mesuliyetini de taşımaktadırlar. Bu durum onların dijital dünyanın tehdit ve risklere karşı tedbirli davranmasını gerektirmektedir. İnsan hakları alanında faal kişi ve kurumlar, çalışmalarının bütüncül manada güvenilirliğini ve güvenliğini sağlamaya yönelik olarak, muhtelif eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları da yürütmektedirler. Nitekim söz konusu atölye çalışması da, bu minvalde düzenlenen birçok çalışma ve yayın gibi, zorlaşan şartlar karşısında insan hakları savunusunun salimen sürdürülebilmesini, hak savunucuları ve savunulan kişilerin güvenliğini koruyarak desteklemeyi öngörmekteydi.

Türkiye’de dijital güvenlik konusu daha çok tüketicinin haklarının korunması doğrultusunda gelişmiştir. Tüketicilere yönelik olarak geliştirilmiş bu birikimin hak temelli örgütlerin ihtiyacını karşılamaktan çok uzak olduğu da bir gerçektir. Hak temelli örgütler ise, çalışmalarını, günümüz dijital iletişim çağında şart haline gelmiş olan web ve iletişim güvenliğinden, tekil insan hakları savunucusunun esenliğinin sağlanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede, yani bütüncül bir yaklaşım perspektifiyle güçlendirmek ihtiyacı içindedirler. Nitekim dünyanın her yerinde insan hakları örgütleri de dâhil olmak üzere sivil toplum alanının her kesiminde ve ayrıca hassas gruplara hizmet veren kamu kurumlarınca da bütüncül perspektifteki bu tür kapasite arttırma çalışmalar günden güne artmaktadır.

Kaldı ki, Türkiye Hükümeti de günümüz teknolojisinin dijital güvenlik ve veri güvenliği konusunda karşımıza çıkarabileceği risklere yönelik tedbir almak amacıyla 2016 yılında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısını TBMM’ye sunmuş ve tasarı 24 Mart 2016 tarihinde kanunlaşmıştır. Hükümetin tasarıda yer verdiği genel gerekçe, çağımızda insan haklarının korunması bilincinin gelişmesine paralel olarak, verilerin korunmasının da önemini belirterek bilgilerin istismar edilme riskine karşı veri güvenliği konusunda tedbir almanın ne kadar elzem olduğunu vurgulamıştır. Hem özel sektör hem de kamu kurumlarının farkında olduğu ve tedbir aldığı bu risklere karşı, sivil toplum örgütlerinin de güvenliklerini sağlayacak girişimlerde bulunması normaldir.

Toplantının Düzenlenme Süreci: Çalışmanın hazırlıkları, İHOP toplantısının ardından iki hafta sonra başlatıldı. Faaliyet, katılımcıları davetle belirlenen bir toplantıda uyulması gerekli kanun ve mevzuata tamamen uygun bir şekilde gerçekleştirildi. Hazırlıklar, İHOP’un anılan toplantısında öngörülen çerçevede, toplantıya katılan üyelerimizin bilgisi dahilinde ve gönüllülük temelinde inisiyatif ve sorumluluk alan arkadaşlar tarafından yürütülmüştür.

Bu itibarla, toplantının ana amacı doğrultusunda, yani insan hakları örgütleri bünyesinde bu bütüncül yaklaşım kapasitesinin oluşturulabilmesi için, atölye çalışmasında kolaylaştırıcılık konusunda destek almak üzere, Türkiye ve uluslararası insan hakları camiasının yakından tanıdığı, konusunda muteber, yetkin ve güvenilir seçenekler değerlendirildi. Bu alanda faaliyet gösteren Frontline Defenders, ve aynı şekilde, bir çok saygın örgütte çalışmış, ilgili alanda tecrübeli, itibarlı, bağımsız uzman ve danışmanlardan böyle bir çalışmaya destek verebilecek kimlerin uygun olduğu istişare edilerek değerlendirildi.

Değerlendirmeler ışığında, kolaylaştırıcılık görevi için, Yurttaşlık Derneği’nin (o zamanki adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği — hYd) 2000–2004 yılları arasında yürüttüğü İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktikler Projesi’nden beri tanıya geldiği ve kolaylaştırıcılığından yararlandığı, ve bunlara ek olarak zaman planlamasını bizim hazırlıklarımıza göre değiştirebilecek olan Ali Gharavi ve bilhassa zor zamanlarda stresle baş etme konusunda derin tecrübeye sahip Peter Steudtner ile çalışılmasına karar verildi. Özgeçmişlerine ilişkin daha ayrıntılı bilginin ekte sunulduğu bu iki uzmandan Ali Gharavi, 2004 yılında Center for Victims of Torture ve hYd işbirliğinde Ankara’da gerçekleştirilen ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtım Fonu’nun da 300 bin USD tutarında eş-finansman desteği sağladığı İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktikler Uluslararası Sempozyumu’nu düzenleyen çekirdek ekibin Bilişim Teknolojileri (IT) uzmanlığını da yapmıştır. Bütüncül yaklaşım çerçevesinde birbiriyle ilişkili farklı konular içeren ve bir kısmı da eğiticilerin eğitimine ayrılan 5 günlük kapasite geliştirme çalışmasının gerektirdiği üzere, programa eş kolaylaştırıcı olarak Peter Steudtner’in katılması kararlaştırılmıştır. Steudtner, bilhassa şiddetsizlik ve insan hakları savunucularının ve faaliyetlerinin esenliği alanında Filistin, Angola ve Mozambik’ten hak örgütleriyle çalışmalar yürütmüş, Ali Gharavi ile birlikte insan hakları savunucularına destek veren sivil inisiyatifin içinde yer almaktadır.

Sonuçta bu eğitim, dünyanın herhangi bir yerinde düzenlenecek olsaydı, ki bu pek çok kez gerçekleşmiştir, Ali Gharavi ve Peter Steudtner, kolaylaştırıcı olarak yine başvurulacak insan hakları savunucusu uzmanlar arasında sayılmaktadır. İhtiyaç duyan insan hakları savunucusu kişi ve kurumlara ve hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerine, kendi özgün uzmanlıkları çerçevesinde destek ve kolaylaştırıcılık sağlamaktadırlar. Kolaylaştırıcılık desteği verdikleri her türlü çalışmada, aşağıdaki etik ilkelere bağlı olarak çalışır ve katılımcıların da aynı ilkelere bağlı kalmasını beklerler. Bu ilkeler, insan haklarına saygı; şiddetsizlik (non-violence); zarar vermemek (Do No Harm); çalışmalarında kolaylaştırıcılık rolü üstlendikleri insan hakları savunucularının ve örgütlerinin herhangi bir biçimde örgütsel yapıları veya çalışma gündemlerine yön vermemek ve müdahalede bulunmamak ve kolaylaştırıcılık desteği sunulan kurumların ve etkinliklerin, faaliyetin gerçekleştirildiği ülkenin yasalarına riayet etmektir.

Nihai Katılımcılar: Atölye çalışması olarak planlanan bu toplantı, öncelikli olarak İHOP’un kurucusu ve üyesi olan kuruluşlardan katılımı öngörmüştür. Katılabilecek ve katılamayacak olanların tespitiyle, hak temelli çalışan sair sivil toplum örgütlerinden de az sayıda davetle katılımcılar belirlenmiştir.

Türkiye’nin en köklü insan hakları örgütleri arasında yer alan ve hak ve özgürlükler, barış, demokratikleşme, çoğulculuk alanlarında hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde çalışan Yurttaşlık Derneği’nden (eski adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği) avukat Nalan Erkem ile aynı zamanda Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesinin kurucusu ve eski koordinatörlerinden olan Özlem Dalkıran;

Bağımsız kadın örgütlerinin oluşturduğu bir platform olan Kadın Koalisyonunun koordinatörü, yine Avrupa Kadın Lobisi Türkiye koordinatörü ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yayınları ve çalışmalarıyla tanınan İlknur Üstün;

Uzun süredir sivil toplum alanında profesyonel olarak çalışan ve son olarak 2016 yılından beri Uluslararası Af Örgütü Türkiye direktörlüğünü yapan İdil Eser;

Her türlü şiddeti kategorik olarak reddeden İnsan Hakları Gündemi Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Günal Kurşun ve Veli Acu;

Türkiye İnsan Hakları Vakfı kurucularından ve halen ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları ve farklılıklara saygının geliştirilmesi ve demokratik bir toplumun yaratılması için izleme ve raporlama çalışmaları yürüten Eşit Haklar İçin İzleme Derneği Koordinatörü Nejat Taştan;

Mazlum-Der’in eski üyelerinden ve şimdi Hak İnisiyatifi bünyesinde Diyarbakır’da çalışmalar yürüten stajyer avukat Muhammed Şeyhmus Özbekli.

Tarihin Belirlenmesi: Bu çalışmaya katılmak isteyenlerin kendi faaliyet takvimleri arasındaki uyumsuzluklar ve Ramazan Bayramı nedeniyle, Haziran ayında yapılması arzu edilen toplantı Temmuz ayı başına ertelenmiştir. Yaz aylarının çalışmaya uygun olmaması ve daha uzun bir ertelemeye mahal vermemek için, nihayetinde 2–7 Temmuz tarihleri üzerinde uzlaşılmıştır.

Çalışma Yerinin Belirlenmesi: Faaliyetin gerçekleştirileceği yer seçiminde hem maliyet, hem ulaşım kolaylığı hem de programın içeriğine uygun olarak stresten ve trafikten uzak olması değerlendirilmiştir. Bolu, İstanbul merkezi ve Şile gibi çok sayıda seçeneğin arasından katılımcıların da talebiyle Büyükada seçilmiştir. Toplantı organizasyonunun Büyükada’da yapılmasının yukarıdakilerden başkaca özel hiçbir nedeni olmadığı gibi, Büyükada’da toplantı yapmakta herhangi bir sakınca olacağı düşünülmemiştir.

Kaynak sağlanması: Örgütlerin öz kaynakları yeterli olmadığı, proje sözleşmeleriyle bağlı kaynakların da proje dışı faaliyetlerde kullanılması mümkün olmadığından, bu çalışmanın masraflarının karşılanması için kaynak arayışına girilmiştir. Katılacak uzman kolaylaştırıcılar bu kaynak için uluslararası bir kalkınma kuruluşu olan HIVOS’a başvurabileceklerini belirtmişler ve bu kabul görmüştür. HIVOS bu kaynağı uygun harcama belgelerinin ibrazı ve incelenerek kabulü sonucunda sağlamayı kabul etmiştir.

Toplantının ilk iki günü: Üçüncü gününde polis baskını düzenlenen toplantının ilk iki gününde, özellikle son iki yılda ülkede tanık olduğumuz şok edici ve şiddetin tırmandığı ortamın insan hakları savunucuları üzerindeki etkileri ve savunucuların bununla nasıl baş edebilecekleri konusu aynı zamanda sosyal psikolog olan Peter Steudtner tarafından, sivil toplum örgütlerinin web siteleri üzerinde yaygınlaşan nefret temelli saldırılar karşısında web güvenliğinin nasıl sağlanacağı da Ali Gharavi tarafından ele alınmıştır.


Bu bilgi notu aşağıdaki insan hakları örgütleri tarafından hazırlanmıştır.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
Hak İnisiyatifi
İnsan Hakları Derneği
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği


(1) Bu konuda çıkan spekülatif haberler için bkz. http://www.aksam.com.tr/guncel/buyukadada-2-gezi-toplantisi/haber-640432 ve http://www.aksam.com.tr/guncel/ii-gezi-icin-harita-uzerinde-plan/haber-640696

(2) Bakanlar Kurulu’nun 4 Ocak 2016’da kararlaştırdığı ve 18 Ocak 2016 tarihinde TBMM’ye sunulan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve gerekçe için bkz. https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem26/yil01/ss117.pdf
Ayrıca kanun metni için bkz. 
http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6698.pdf

(3) Hivos hakkında detaylı bilgi için bkz. https://hivos.org

Rights-Based Organizations from Five Continents Called for Release of Rights Defenders in Turkey

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Rights-Based Organizations from Five Continents Called for Release of  Rights Defenders in Turkey

Call for the immediate release of leading human rights defenders in Turkey

To the Government, Ministry of Interior and Ministry of Justice of Turkey,

We are writing to you to express our profound dismay at the continued detention of ten human rights defenders and to call for their immediate release.

These ten human rights defenders were detained by police in Istanbul on 5 July while attending a training workshop. Two of them were experts from outside the country providing the training. The group were held without access to lawyers and relatives for over 24 hours and their detention was extended for seven days without charge.

The individuals in custody are members of well-known NGOs and some of the most prominent human rights defenders in Turkey and other countries. Their detention constitutes violations of the rights to freedom of expression and association.

Most obviously, this incident runs contrary to the rights protected under the UN Declaration on Human Rights Defenders ( http://www.ohchr.org/Documents/Issues/Defenders/Declaration/declaration.pdf )

We therefore call for these rights to be immediately realised and for these colleagues to be released without any delay.

List of the detained human rights defenders:

  • Idil Eser, Amnesty International Turkey;
  • İlknur Üstün, Women’s Coalition;
  • Günal Kurşun , lawyer, Human Rights Agenda Association;
  • Nalan Erkem, Lawyer, Citizens Assembly;
  • Nejat Taştan, Equal Rights Watch Association;
  • Özlem Dalkıran, Citizens’ Assembly;
  • Şeyhmuz Özbekli, lawyer, Right Initiative;
  • Veli Acu, Human Rights Agenda Association;
  • Ali Gharavi — an IT consultant
  • Peter Steudtner — a non-violence and well-being trainer

     Signatories

  1. Abuelas de Plaza de Mayo, (Plaza de Mayo Anneleri) Arjantin
  2. Vera Jarach, Plaza de Mayo Annesi, Arjantin
  3. Avrupa Gazeteciler Federasyonu- Fédération européenne des journalistes
  4. PEN America, ABD
  5. İfade Özgürlüğü için Kanadalı Gazeteciler — Canadian Journalists for Free Expression, Kanada
  6. Wales PEN Cymru, Galler
  7. PEN Norway, Norveç
  8. PEN UK, İngiltere
  9. The Arab Forum for Sexuality Education and Health, Filistin
  10. Canadian Civil Liberties Association (CCLA), Kanada
  11. Center for Legal and Social Studies (CELS), Arjantin
  12. CONECTAS, Breziya
  13. Due Process of Law Foundation (DPLF), ABD
  14. Fundación Memoria Historica y Social Arhgentina, Arjantin
  15. International Human Rights Group Agora, Rusya
  16. Irish Council for Civil Liberties (ICCL), İrlanda
  17. Madres de Plaza de Mayo Linea Fundadora, Arjantin
  18. Minority Rights Group International (MRG), İngiltere
  19. Human Rights Committee at the Law Society (of England and Wales) İngiltere
  20. Index, İngiltere
  21. Women’s Global Network for Reproductive Rights
  22. Fuuse, Norveç
  23. GAYa NUSANTARA, Endonezya
  24. International Planned Parenthood Federation — European Network, Belçika
  25. Women’s Global Network for Reproductive Rights (WGNRR),
  26. Peace is Loud, ABD
  27. African Women’s Network for Community management of Forests (REFACOF), Kamerun
  28. West African Network of Young Women Leaders, Senegal
  29. Federación Planificación Familiar Estatal, İspanya
  30. OPEN ASIA/Armanshahr, Afganistan
  31. Louisa Elkhomun, Echoes of Women in Africa ( ECOWA ), Nijerya
  32. PAIMAN Alumni Trust, Pakistan
  33. Niger Delta Women’s movement for Peace and Development, Nijer
  34. RESURJ Global
  35. Womankind Worldwide
  36. War on Want, İngiltere
  37. Association Ayotzinapan for HR in Mexico, İsveç
  38. Philippine Center for Islam and Democracy, Filipinler
  39. SPECTRA: Young Feminists, Ruanda
  40. VISION, Pakistan
  41. ATFD (Tunisian Association of Democratic Women), Tunus

Beş Kıtadan Hak Kuruluşları Savunucularının Serbest Bırakılması İçin Ortak Çağrıda Bulundu

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 14, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Beş Kıtadan Hak Kuruluşları Savunucularının Serbest Bırakılması İçin Ortak Çağrıda Bulundu

Beş kıtadaki hak kuruluşlarından Türkiye’de gözaltında tutulan insan hakları savunucularının derhal serbest bırakılması için çağrı:

Ülkenizde insan hakları savunucusu 10 kişinin halen devam eden gözaltıları karşısında duyduğumuz derin rahatsızlığı ifade etmek ve bir an önce serbest bırakılmaları için çağrıda bulunmak üzere yazıyoruz.

Söz konusu 10 insan hakları savunucusu, 5 Temmuz günü İstanbul’da katıldıkları bir eğitim çalıştayı sırasında gözaltına alındı. Aralarından ikisi, çalıştayda eğitim vermek üzere Türkiye dışından gelmiş uzmanlardır. Bu kişiler, 24 saatten uzun bir süre boyunca avukatları ve akrabalarıyla görüştürülmemişler ve hiçbir suçlama getirilmediği halde gözaltı süreleri 7 güne çıkarılmıştır.

Gözaltında tutulan kişiler, gerek Türkiye’de gerek başka ülkelerde iyi bilinen STK’ların üyeleri ve önde gelen insan hakları savunucularıdır. Gözaltına alınmaları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlalidir.

Ayrıca şurası son derece açıktır ki, bu olay BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’yle (http://www.ohchr.org/Documents/Issues/Defenders/Declaration/declaration.pdf) koruma altına alınan hakları çiğnemektedir.

Buradan, söz konusu hakların derhal iadesi ve meslektaşlarımızın daha fazla erteleme olmaksızın serbest bırakılması için çağrıda bulunuyoruz.

Gözaltında tutulan insan hakları savunucuları:

  • İdil Eser, Uluslararası Af Örgütü Türkiye;
  • İlknur Üstün, Kadın Koalisyonu;
  • Günal Kurşun, avukat, İnsan Hakları Gündemi Derneği;
  • Nalan Erkem, avukat, Yurttaşlık Derneği;
  • Nejat Taştan, Eşit Haklar için İzleme Derneği;
  • Özlem Dalkıran, Yurttaşlık Derneği;
  • Şeyhmus Özbekli, avukat, Hak İnisiyatifi;
  • Veli Acu, İnsan Hakları Gündemi Derneği ;
  • Ali Gharavi — Bilişim teknolojisi strateji danışmanı
  • Peter Steudtner — Ş iddete dayalı olmayan eylem ve refah eğitimcisi

    İmzacılar

    1. Abuelas de Plaza de Mayo, (Plaza de Mayo Anneleri) Arjantin
    2. Vera Jarach, Plaza de Mayo Annesi, Arjantin
    3. Avrupa Gazeteciler Federasyonu- Fédération européenne des journalistes
    4. PEN America, ABD
    5. İfade Özgürlüğü için Kanadalı Gazeteciler — Canadian Journalists for Free Expression, Kanada
    6. Wales PEN Cymru, Galler
    7. PEN Norway, Norveç
    8. PEN UK, İngiltere
    9. The Arab Forum for Sexuality Education and Health, Filistin
    10. Canadian Civil Liberties Association (CCLA), Kanada
    11. Center for Legal and Social Studies (CELS), Arjantin
    12. CONECTAS, Breziya
    13. Due Process of Law Foundation (DPLF), ABD
    14. Fundación Memoria Historica y Social Arhgentina, Arjantin
    15. International Human Rights Group Agora, Rusya
    16. Irish Council for Civil Liberties (ICCL), İrlanda
    17. Madres de Plaza de Mayo Linea Fundadora, Arjantin
    18. Minority Rights Group International (MRG), İngiltere
    19. Human Rights Committee at the Law Society (of England and Wales) İngiltere
    20. Index, İngiltere
    21. Women’s Global Network for Reproductive Rights
    22. Fuuse, Norveç
    23. GAYa NUSANTARA, Endonezya
    24. International Planned Parenthood Federation — European Network, Belçika
    25. Women’s Global Network for Reproductive Rights (WGNRR),
    26. Peace is Loud, ABD
    27. African Women’s Network for Community management of Forests (REFACOF), Kamerun
    28. West African Network of Young Women Leaders, Senegal
    29. Federación Planificación Familiar Estatal, İspanya
    30. OPEN ASIA/Armanshahr, Afganistan
    31. Louisa Elkhomun, Echoes of Women in Africa ( ECOWA ), Nijerya
    32. PAIMAN Alumni Trust, Pakistan
    33. Niger Delta Women’s movement for Peace and Development, Nijer
    34. RESURJ Global
    35. Womankind Worldwide
    36. War on Want, İngiltere
    37. Association Ayotzinapan for HR in Mexico, İsveç
    38. Philippine Center for Islam and Democracy, Filipinler
    39. SPECTRA: Young Feminists, Ruanda
    40. VISION, Pakistan
    41. ATFD (Tunisian Association of Democratic Women), Tunus

Menschenrechtler in der Türkei sollen sofort freigelassen werden!

Makale tarafından yüklenmiştir. tarihinde Tem 8, 2017 içinde Duyurular, Genel | 0 yorum

Menschenrechtler in der Türkei sollen sofort freigelassen werden!

Am Morgen des 5 Juli wurden acht Menschenrechtler und zwei Wissenschaftler bei einem Seminar, welches zum Ausbau der technischen Handlungsfähigkeit von Menschenrechtlern während des Notstands organisiert wurde, in Gewahrsam genommen.

Das Seminar fand gerade in Buyukada Island in Istanbul statt, als Polizisten in ziviler Kleidung eine Durchsuchungsaktion durchführten und alle Teilnehmer in Gewahrsam nahmen, wobei auch alle ihre persönlichen Gegenstände beschlagnahmt wurden. Die Menschenrechtler Nalan Erkem (Bürgerversammlung), İlknur Üstün (Frauenvereinigung), İdil Eser (Amnesty International), Özlem Dalkıran (Bürgerversammlung), Günal Kurşun (Menschenrechtsagenda-Vereinigung), Veli Acu (Helsinki Bürgerversammlung), Şeyhmuz Özbekli (Rechtsinitiative), Nejat Taştan (Vereinigung zur Überwachung des Gleichheitssatzes / Association for Monitoring Equal Rights) und die Experten Ali Gharavi und Peter Steudtner wurden mehr als 24 Stunden festgehalten, ohne dass sie ihren Familien, Kollegen oder Anwälten mitteilen konnten, wo sie sich befanden. Ihre Ingewahrsamnahme wurde zufälligerweise am selben Tag um 21:14 Uhr entdeckt, 12 Stunden nach ihrer Festsetzung.

Die Tatsache, dass die Familien der Menschenrechtler nicht informiert worden sind, dass keine Information über die Gefangenen verfügbar gemacht wurde aufgrund einer Informationssperre des Strafverfolgers, und dass die Umstände ihrer Ingewahrsamnahme selbst über die gewöhnlichen Regeln und Vorschriften der Notstandsgesetze weit hinaus gehen, könnte als Isolationshaft angesehen werden. Außerdem wurde die 24-Stunden-Zeitspanne, die eine Ingewahrsamnahme maximal andauern darf, gesetzwidrig ausgedehnt, indem die Zeit der Ingewahrsamnahme auf 14:30 Uhr datiert wurde, obwohl die Ingewahrsamnahme um 09:30Uhr statt fand.

Die Familien und Anwälte der Menschenrechtler wurden erst am darauf folgenden Tag, dem 6. Juli, über deren Verbleib informiert, nachdem die Gefangenen in Gruppen von zwei Personen aufgeteilt und auf unterschiedliche Polizeiwachen in ganz Istanbul verteilt worden waren. Inzwischen wurde ihre Gewahrsamszeit auf sieben Tag, dem durch die Notstandsgesetze ausgeweiteten Maximum, ausgeweitet. Die Vorwürfe ändern sich und sind sehr wage. Sie reichen von “Mitgliedschaft in einer bewaffneten terroristischen Vereinigung” bis schlicht und ergreifend “Terror”, was keinem Strafgesetzparagraphen zuordenbar ist.

Nach deren Ingewahrsamnahme wurden die Menschenrechtler und einigen Medien als “Spione” verunglimpft, die ein “Geheimtreffen” abgehalten hätten. Ihnen wurden Verbindungen zu dem versuchten Militärputsch vom 15 Juli, den Gezi-Protesten von 2013 oder der CIA angedichtet.

Es ist eine universelle Norm, dass selbst im Ausnahmezustand staatliches Handeln auf den Gesetzen fußen muss (rule of law) und diese nicht willkürlich angewendet werden dürfen. Aus diesem Grund muss das Recht auf Leben, persönliche Freiheit und Sicherheit vor staatlicher Willkür respektiert werden, genau wie das Verbot von Folter und Misshandlung.

Zum Recht auf ein gerechtes Verfahren gehört die an allererster Stelle die Unschuldsvermutung und dass die Angeklagten nicht länger als nötig in Haft bleiben dürfen, ohne dass ein unparteiischer Haftrichter darüber entscheidet.

Die acht Menschenrechtler habe ihre Leben dem Schutz der Grund- und Menschenrechte in der Türkei gewidmet. Ihre Anstrengungen haben vielen geholfen und viele inspiriert, die Grund- und Menschenrechte zu verteidigen.

Unsere Kolleginnen und Kollegen Nalan Erkem, İlknur Üstün, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu, Şeyhmuz Özbekli, Nejat Taştan, Ali Gharavi und Peter Steudtner sollen sofort freigelassen werden! Willkürlicher Druck auf Menschenrechtler in der Türkei muss sofort beendet werden!

Visit Us On TwitterVisit Us On Facebook