İçeriği görüntüle

Çocuklar İçin Adalet:

Cezalandırmaya Değil, Korumaya ve Önlemeye Dayalı Bir Yaklaşım

Hak Temelli Bir Çocuk Adalet Sistemi İçin Ortak Çağrımızdır!

 Biz, imzası bulunan sivil toplum örgütleri, son dönemde suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılması ve çocukların yetişkin gibi yargılanması yönündeki taleplerin, hem kamuoyunda hem de siyasi alanda karşılık bulmasını derin bir kaygıyla izliyoruz. Bu tür söylemler, Türkiye’nin de aralarında olduğu devletlerin kabul ettiği, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan çocuk haklarına ve çocuk hukukunun evrensel ilkelerine açıkça aykırıdır.

15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin akranları tarafından öldürülmesi, çocuklara yönelik şiddet, çocuk suçluluğu ve adalet sistemine ilişkin alınmayan önleyici tedbirlerin sonuçlarını bir kez daha ortaya koydu. Bizler, Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesinin acısını derinden paylaşıyor, şiddet sonucu yaşamını yitiren tüm çocukların yasını tutuyoruz. Ve bir kez daha söylüyoruz: Yaşam hakkı en temel haktır; hiçbir çocuk bu haktan mahrum bırakılmamalıdır.

Tıpkı 2024’te akran şiddeti sonucu yaşamını yitiren en az 13 çocuk ve 2025’in ilk beş ayında hayatını kaybeden en az 7 çocuk gibi, Mattia Ahmet’in ölümü de önlenebilirdi. Bu vakalar münferit değil; Türkiye’de çocuklara yönelik ihmal ve hak ihlalleri zincirinin sonucudur. Yalnızca akran şiddeti değil, farklı nedenlerle yaşamını yitiren tüm çocuklar açısından da, çocuk koruma sisteminin bütüncül ve hak temelli bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması zorunludur.

Bir çocuk suçla ilişkilenmeden önce çoğu zaman fark edilebilir ve bu durum önlenebilir. Devlet; eğitimden sosyal hizmete, sağlıktan kolluk güçlerine kadar tüm ilgili kurumlarıyla, çocukları suça sürükleyen riskleri önceden fark etmek ve gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu sorumluluklar gerektiği gibi yerine getirilirse, pek çok çocuğun yaşamı korunabilir, suça sürüklenmesi engellenebilir.

Çocuk adalet sisteminin öncelikli ve asıl amacı cezalandırmak değil; onarmak, dönüştürmek, desteklemek ve yeniden suçla ilişkilenmeyi önlemektir. Çocuklara yapılacak müdahale de asıl olarak bu amaca hizmet etmelidir.

Çocuklar, suç faili olsalar bile, adli süreç boyunca önleyici ve onarıcı yaklaşımlar göz ardı edilmemelidir. Ancak Türkiye’de çocuk adalet sistemi, sadece cezalandırıcı bir anlayışla işlemekte, çocukları korumak yerine toplumdan dışlamakta ve böylece yeniden suçla ilişkilenmelerine zemin hazırlamaktadır. Gündemdeki yasa değişikliği önerileri ise yasal çocukluk kavramını tartışmaya açma, çocukların özgürlüğünü daha fazla kısıtlama ve çocuk hapishanelerini olağanlaştırma riski taşımaktadır. Oysa çocuk suçluluğu yalnızca bireysel bir davranış değil; şiddet, ihmal, yoksulluk, sosyal dışlanma, eşitsizlik, ayrımcılık ve eğitimden kopma gibi çok boyutlu hak ihlallerinin, toplumsal ve yapısal etkenlerin sonucudur. Bilimsel araştırmalar da göstermektedir ki; çocuklara yönelik ağır cezalar, ne suç oranlarını azaltmakta ne de yeniden suça sürüklenmeyi engellemekte etkilidir. Buna karşılık, güçlü aile bağları, okul aidiyeti, güvenli sosyal çevre, nitelikli sosyal hizmetler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çocuk dostu kurumlar gibi koruyucu unsurlar, çocukların suçla ilişkilenme riskini azaltmada belirleyici rol oynamaktadır.

YÜKÜMLÜLÜK SAHİPLERİNE ÇAĞRIMIZ VE TALEPLERİMİZ:

  • İstismara ve ihmale maruz kalan çocuklar zamanında tespit edilmeli; çocuk koruma sistemi kapsamındaki tedbirler eksiksiz uygulanmalıdır.
  • Erken uyarı ve destek mekanizmaları güçlendirilmeli; çocukların haklarının ihlaline yol açan ihmaller engellenmelidir.
  • Çocuk adalet sistemi, hak temelli, onarıcı, dönüştürücü ve koruyucu bir anlayışla

yeniden yapılandırılmalıdır.

  • Ceza sorumluluğu bulunmadığı yasal olarak kabul edilen 0-12 yaş arası çocukların suçla ilişkilenmelerine neden olan ortamlardan uzaklaştırılması amacıyla eğitim, sağlık, danışmanlık veya bakım tedbiri kararları alınmalıdır. Ayrıca, uluslararası çocuk hakları standartları gözetilerek ceza sorumluluğu yaşı, bilimsel gelişim verilerine göre yükseltilmelidir.
  • Çocuk adalet sistemi bütüncül bir şekilde işletilmeli, hiçbir çocuk –yaşı, suçu ya da koşulları ne olursa olsun– bu sistemin dışına itilmemelidir. 15-18 yaş arası çocukları, istisnalar üzerinden sistem dışına çıkarmaya yönelik girişimlere son verilmelidir.
  • Suça sürüklenen tüm çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu hazırlanması ve çocukların sosyal hizmet uzmanı desteğinden faydalanması yasal olarak zorunlu hale
  • Yargı süreçlerinde, çocuk hakları konusunda uzmanlaşmış profesyoneller yer almalıdır.
  • Tutuklama yalnızca istisnai durumlarda uygulanmalı; toplum temelli destekleyici tedbirler esas alınmalıdır.
  • Çocuk hapishanelerinin sayısı artırılmamalı; bu kurumların yerine, toplum temelli destek sistemleri geliştirilmeli ve çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması yerine alternatif tedbirler esas alınmalıdır.
  • Çocuklarla ilgili yasalaşma süreçlerinde, çocuk ve kadın hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin, baroların, akademinin ve çocukların bizzat kendilerinin görüş ve önerileri dikkate alınmalıdır.

Eşit, güvenli, onarıcı ve kapsayıcı bir toplum tüm çocukların hakkıdır.

Bu hakkı birlikte savunmakta kararlıyız.

Ortak basın açıklamasının imzacı sivil toplum örgütlerinin de yer aldığı tam haline buradan ulaşabilirsiniz.