İçeriği görüntüle
Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri: Anayasal ve Eşitlik Temelli Bir Değerlendirme 1982 Anayasası ile zorunlu hale gelen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersleri, Türkiye’de inanç özgürlüğü alanındaki en tartışmalı uygulamalardan biri olmaya devam ediyor. Anayasa’nın laiklik ilkesine ve 24. maddesine göre, bu dersin tüm dini-felsefi inançları kapsayan, tarafsız bir kültür dersi olarak yapılandırılması gerekiyor. Ancak uygulamada, DKAB dersi çoğunluk inancının öğretilerini içeren bir din eğitimine dönüşmüş durumda. 2024 yılında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) yapılan bir başvuruda, bir öğrencinin DKAB dersinden muafiyet talebinin reddedilmesi inanç temelli ayrımcılık olarak değerlendirilmiştir. Başvurucu, dersin sadece belirli bir mezhebin görüşlerini içerdiğini ve muafiyetin yalnızca Hristiyan ve Musevi öğrencilere tanınmasının ayrımcılık yarattığını savunmuştur. Ancak TİHEK, bu uygulamanın ayrımcılık oluşturmadığına hükmetmiştir. TİHEK’in bu kararı, anayasa ve uluslararası insan hakları belgeleriyle çelişmektedir. Kurum, taraf olduğu sözleşmeler çerçevesinde, DKAB derslerine ilişkin yapısal sorunları resen inceleme ve çözüm geliştirme yükümlülüğüne sahiptir. Ancak karar, bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve Kurum’un etkin bir denetim mekanizması olmaktan uzaklaştığını göstermektedir.